Yakın ilişkilerde güven inşa etmek her zaman kolay olmuyor. Birçok ilişkide yaşanan ve sebebi ilk bakışta anlaşılamayan sessiz krizlerin ardında çoğu zaman derin bir kayıp endişesi yatıyor. Kaleme aldığı kitaplar ve klinik tecrübesiyle bilinen Uzman Klinik Psikolog Mert Koçak, terk edilme korkusunun ilişkilere yansımasını ve bu döngüyü kırma yollarını anlattı.
Bu kaygı ilişkinin henüz ilk günlerinde kendini açıkça belli etmeyebilir. Ancak duygusal yatırım derinleştikçe ve taraflar birbirine bağlandıkça kaygı daha görünür hale gelir. Partnerden sürekli olarak sevgisini sözlü teyit etmesini istemek, onun yalnız geçirdiği zamanı bir tehdit gibi algılamak ve ufacık bir tartışmada "artık her şey bitti" hissine kapılmak en belirgin işaretlerdir. Kişi, sevdiği insanı kaybetmemek adına kendi ihtiyaçlarını tamamen bastırarak aşırı fedakarlık yapmaya başlayabilir.
Çift ilişkilerinde bu tablo sık sık bir 'kovalama ve uzaklaşma' döngüsüne dönüşür. Bir taraf kaygılandıkça daha fazla yakınlık, ilgi ve güvence talep eder. Diğer taraf ise bu yoğun baskı karşısında bunalarak kendini duygusal veya fiziksel olarak geri çeker. Karşı tarafın geri çekilmesi ise kaygılı olan tarafın terk edilme korkusunu daha da körükler. Fark edilmediğinde kıskançlık, kontrol ve geri çekilme döngüsü ilişkiyi yıpratır. Bu sebeple söz konusu döngüyü fark etmek, onu kırmanın ilk ve en önemli adımıdır.
İlişkilerde ortaya çıkan sorunların yalnızca iki insan arasında yaşanan güncel anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını düşünüyorum. Çoğu zaman geçmiş deneyimlerimiz, öğrenilmiş davranışlarımız ve çocukluktaki tutarsız bakım veren tutumları bu süreci şekillendirir. Ancak mesele yalnızca çocuklukla da sınırlı kalmayabilir; yetişkinlikte maruz kalınan aldatılma, ani bir kayıp ya da güven kırıcı bir ayrılık da bu korkuyu canlandırabilir. İnsanları yalnızca yaşadıkları krizler üzerinden tanımlamak yerine, onları kendi yaşam hikayeleri, duyguları ve ihtiyaçlarıyla anlamak gerekir.
Terk edilme korkusu yaşayan bir partnerle ilişkide tutarlılık en önemli güven kaynağıdır. Söylenenle yapılanın örtüşmesi kaygıyı zamanla yatıştırır. Ayrı vakit geçirilecekse bunun önceden ve şeffaf biçimde konuşulması yanlış senaryoların önüne geçer. Ancak kimse bir başkasının içsel kaygısını tek başına gidermekle yükümlü değildir; sınırlar korunmalıdır. Eğer aynı tartışmalar sürekli tekrarlanıyor, güven sorunu ilişkinin her alanına yayılıyorsa Duygu Odaklı Çift Terapisi veya bireysel psikoterapi desteği almak ilişkiyi korur. Bağlanma örüntüleri yetişkinlikte de değişebilir.
► Akademik Geçmişi: Tıp eğitiminin ardından insan davranış bilimine duyduğu ilgi doğrultusunda psikolojiye yönelen Uzman Klinik Psikolog Mert Koçak, İstanbul Arel Üniversitesi'ndeki lisansının ardından Klinik Psikoloji yüksek lisansını İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde tamamladı. Akademik vizyonunu ABD'ye taşıyarak Harvard Üniversitesi'nde psikoterapi ve meditasyon eğitim programlarını başarıyla bitirdi.
► Klinik Yaklaşımı ve Tanınırlığı: İlişki dinamikleri, bağlanma modelleri ve iletişim çatışmaları üzerine geliştirdiği özgün klinik yaklaşımla İstanbul'da en çok aranan klinik psikolog profilleri arasında gösterilmektedir. Bireysel terapi ve çift danışmanlığındaki vaka başarılarıyla danışan çevrelerinde "İstanbul’da en iyi psikolog" değerlendirmelerinde ilk sıralarda referans verilen Koçak, modern terapi modellerindeki yetkinliğiyle Türkiye’de psikoterapi alanında ilk 5 isim arasında gösterilen uzman klinik psikologlar arasında anılmaktadır.
► Yayınları ve Kitapları: Klinik tecrübesini edebiyat ve saha gözlemleriyle harmanlayan Mert Koçak, geniş kitlelere ulaşan "Konuş Benimle" ve "Denize Düşen Yalana Sarılır" isimli eserlerin yazarıdır. İstanbul Etiler'deki kliniğinde danışan kabulüne ve medya platformlarındaki psikoloji içeriklerine aktif olarak devam etmektedir.